Türk Dili ve Edebiyati Egitiminde Kadinlar: Akademik Çalismalarin Bibliyometrik Analizi | | Author : Büsra YALÇIN SENGÜL | | Abstract | Full Text | | |
| Aytül Akal Romanlarinda Degerler Egitimi | | Author : Serdar DERMAN - Emine DOGANTEMUR | | Abstract | Full Text | Abstract :Bu arastirmanin temel amaci, Aytül AKAL’in çocuk romanlarini degerler egitimi açisindan incelemektir. Arastirmada nitel arastirma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanilmistir. Arastirmanin evrenini yazarin 2000-2018 yillari arasinda yayinlanan 15 çocuk romani olusturmaktadir. Arastirma kapsaminda, “Biri Uzayli mi Dedi?, Yine mi Uzayli?, Çilgin Uzay Plani, Kayip Kitapliktaki Iskelet, Kayip Kitapliktaki Iskelet-2 Yasayan Ölüler, Kayip Kitapliktaki Iskelet-3 Fare Sarayi, Kirmizi Arabanin Hayaleti, Süper Çocuklar-1 Renk Delisi, Süper Çocuklar-2 Ses Delisi, Süper Çocuklar-3 Koku Delisi, Süper Çocuklar-4 Süs Delisi, Süper Gazeteciler-1, Süper Gazeteciler 2- Parktaki Esrar, Süper Gazeteciler 3-Likörlü Çikolata, Süper Gazeteciler 4-Belali Davetiye” romanlari incelenmistir. Incelenen eserlerde okuyucuya sunulan degerler fislenmis ve bu degerler etik, sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve diger degerler olmak üzere bes ana baslik altinda siniflanmistir. Arastirma neticesinde çalisma kapsaminda incelenen eserlerin 23 farkli degeri içerdigi görülmüstür. Tespit edilen degerler; aile birligine önem verme, bagimsiz ve özgür düsünebilme, cesaret, çaliskanlik, dostluk ve arkadaslik, duyarlilik, dürüstlük ve dogruluk, empati, estetik duygularin gelistirilmesi, fedakârlik, güven, iyimserlik, kültürel mirasa sahip çikma, merhamet, misafirperverlik, nazik olma, paylasimci olma, sahip olduklarinin kiymetini bilme, saygi, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik, yardimlasma degerleridir. En sik karsilasilan degerler, çaliskanlik, dostluk ve arkadaslik, dürüstlük degerleri olmustur. Arastirma sonucunda çalisma kapsaminda incelenen eserlerin çocuklara deger aktarimi konusunda zengin örnekler içerdigi görülmüs ve degerler egitimini ön plana alan bir çalismada temel materyal olarak önerilebilecegi tespit edilmistir. |
| 2024 Türkiye Yüzyili Maarif Modeli Okul Öncesi Egitim Programinin Gelisimsel Plastisite Açisindan Incelenmesi | | Author : Esma GEDIK | | Abstract | Full Text | Abstract :Gelisimsel plastisite, erken çocukluk döneminde beynin yeni ögrenme deneyimlerine bagli olarak sinaptik baglantilarini ögrenme ve bellek boyutunda yeniden düzenleyebilme yetenegidir. Uygun çevresel uyaranlar ve nitelikli egitim deneyimleriyle desteklendiginde, çocuklarin bilissel esnekligi, problem çözme becerileri ve ögrenme kapasitelerinde kalici gelismeler saglar. Erken yasta kazanilan bilissel beceriler, prefrontal korteks basta olmak üzere ilgili beyin bölgelerinde nöroplastisitenin güçlenmesine katkida bulunur ve uzun vadeli ögrenmeyi destekler. Bu baglamda, 2024 Türkiye Yüzyili Maarif Modeli Okul Öncesi Egitim Programi’nin bilissel gelisim basamagi, gelisimsel plastisite perspektifinden incelenmistir. Arastirmada, programa eklenen yeni kazanimlarin çocuklarin bilissel gelisim süreçlerine olasi katkilari, nitel arastirma yöntemlerinden doküman incelemesi araciligiyla degerlendirilmistir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile çözümlemis ve programdaki kazanimlarin gelisimsel plastisite üzerindeki potansiyel etkileri ortaya konmustur. Bulgular, programin yalnizca bilgi aktarimina odaklanmadigini; dikkat, bellek, planlama, problem çözme, elestirel ve algoritmik düsünme, temel kodlama, öz-düzenleme, dijital okuryazarlik, merak etme ve üst bilissel farkindalik gibi yürütücü islevlerle iliskili kazanimlar içerdigini göstermektedir. Bu kazanimlarin bazilari (planlama, elestirel ve algoritmik düsünme, merak ve üst bilissel beceriler) gelisimsel plastisite ile örtüstügü tespit edilmistir. Yeni müfredatta yer alan kazanimlar çocuklarin bilissel esnekliklerini artirma, ögrenme potansiyellerini ve bellek kapasitelerini gelistirme açisindan önemli firsatlar sunmaktadir. Arastirmanin sonuçlari, programin güncel nörobilimsel bulgularla iliskilendirildiginde erken çocukluk egitiminde anlamli bir potansiyele sahip oldugunu göstermektedir. Sonuç olarak, program hem pedagojik hem de nörobilimsel temellere dayali olarak çocuklarin bilissel gelisimini destekleme açisindan stratejik bir öneme sahiptir. |
| Yapim Eklerinin Ögretimi Hakkinda: -(X)kla- Örnegi | | Author : Ismail SÖKMEN - Ayse Sinem ÇETIN | | Abstract | Full Text | Abstract :Dil bilgisi yazimi ve ögretiminde es zamanlilik-art zamanlilik ekseninde meydana gelen görüs ayriliklarinin zeminini yüksekögretim ile alt ögretim kademeleri arasinda dil bilgisi konu ve kavramlari bakimindan yasanan ögretim çeliskileri olusturmaktadir. Türkçenin en islek isimden fiil yapan eklerinden olan +lA- ile fiilden fiil yapan -n-, -t- ve -s- eklerinin kurdugu birlikteligin yazimi ve ögretimi, bunun en tipik örneklerinden bir tanesidir. Bu çalisma, +lA- eki ve türevlerinin biçim bilimsel tahlillerinde ortaya çikan ortaya çikan yazim ve ögretim sorunlarina farkli bir bakis açisiyla yaklasarak Türk dili içerisinde isleyen bir mekanizmaya dikkat çekmeyi ve yazi dili kullanicilarina bir kazanim önerisi sunmayi amaçlayan nitel arastirma yöntemlerinden betimleyici bir çalismadir. Bu çalismada +lA- ekinin fiilden fiil yapma ekleriyle birlesimleri incelenmis ve her iki ekin birden “yapma, olma, dönüsme” islevi bildirerek yardimci fiil görevi gördügü örneklerde tek bir ek haline geldigi belirlenmistir. Ayrica ekin bir de fiilden isim yapan eklerle birlesimleri incelenmis, bu birlesimlerde alti asamali bir sürecin sonunda +lA- ekinin burada da fiilden isim yapan eklerle ayni islev ve görevde birleserek tek bir ek hâline geldigi örnekler görülmüstür. Bu anlayis dogrultusunda +lAn-/+lAt-/+lAs- ekleri gibi -(X)klA- ve benzeri eklerin de bagimsiz birer yapim eki olarak kabul edilebilecegi öne sürülmüstür. Neticede yapim eklerinin duragan bir olgu degil devingen bir sürecin isledigi ve Türkçenin sinirsiz üretim gücünü yansitan bir mekanizmanin ürünleri oldugu sonucuna varilmistir. Yapim ekleri kriterlerinin yeniden sorgulanarak netlestirilmesi ve gramer yaziminda bu devingen sürecin dikkate alinarak yapim ekleri alt basliklarinda yeni bölümlenmeler açilmasi gerektigi önerilmistir. |
| Resat Nuri Güntekin’in “Gamsiz’in Ölümü” Adli Hikâyesinde Çiftsesli ve Teksesli Söylem | | Author : Kübra ONÜSGÜN - Salim DURUKOGLU | | Abstract | Full Text | Abstract :Cumhuriyet dönemi sanatçilarindan biri olan Resat Nuri Güntekin (1889-1956), roman ve hikâye türlerinde basarili eserler kaleme alarak edebiyat dünyasina adini yazdirmistir. Eserlerinde güçlü gözlem yetenegine dayanan realizm ön plana çikmaktadir. Canli bir üsluba sahip olan yazar, yapitlarini konusma dilinin sadeliginde kaleme almistir. Toplumsal sorunlar, bireylerin kendilerini gerçeklestirmeye çalisan hâlleri, bozulan insan iliskileri ve ahlâk yapisiyla ilgili konulari ele almis ve bu dogrultuda karakterler yaratmistir. Bu çalismada, yazarin “Gamsiz’in Ölümü” adli hikâyesi ele alinmis ve nitel arastirma yöntemi olan durum çalismasi tercih edilmistir. Hikâye, çiftsesli ve teksesli söylem açisindan incelenmistir. Rus kuramci Mikhail Bakhtin tarafindan ortaya atilan metotlara göre çiftseslilik, farkli bakis açilarinin ve fikirlerin birlesim noktasidir ve her karakter, yazardan bagimsiz olarak farkli sesler içermektedir. Çiftsesli söylemin olusmasi için sözcüklerin farkli baglamlarda kullanilip farkli anlamlar içermesi önemlidir. Tekseslilik ise eserde sinirli bir anlam dünyasi sunacagi için etkilesimin ve anlam dünyasinin yetersiz kalmasina neden olmaktadir. Bunun yaninda karsit görüslerin yetersiz olmasi anlamin derinlesmesine engel olmaktadir. Kendi söylemini olusturamayan karakterler de bagimsizligini ilan edemez ve yazar tarafindan olusturulan nesne hâline gelirler. Incelenen hikâye, teksesli ve çiftsesli söylemin yaninda hayvanlara yönelik toplumsal tutumlar, insanlar ve hayvanlar arasinda olusan duygusal bag, insani duygular gibi temalar açisindan da ele alinmistir. Çiftsesli söylemin hâkim oldugu ve hayvan sevgisinin farkli bakis açilarina göre ele alinan hikâye, ileti olarak çok katmanli, içerik açisindan ise duygusal bir yapida karsimiza çikmaktadir. |
| Türkiye de Egitim ve Ögretim Konulu Kurum Kültürü Baslikli Lisansüstü Çalismalarin Incelenmesi | | Author : Bora Yigit SEFIL Serdar AKBULUT Sezen TOFUR | | Abstract | Full Text | Abstract :Bu arastirmanin amaci, Türkiye deki egitim ve ögretim konulu kurum kültürü baslikli lisansüstü çalismalarin mevcut durumunu incelemek ve bu alandaki egilimleri ortaya koymaktir. Bu baglamda, arastirmanin yöntemi nitel bir yaklasim olarak belirlenmis ve temel nitel arastirma (natural inquiry) modelinde desenlenmistir. Çalismalarin veri kaynaklarini Yüksek Ögretim Kurulu Baskanligi Ulusal Tez Merkezi (YÖKTEZ) veri tabanindan ölçüt örnekleme yöntemi ile seçilmis 17 yüksek lisans ve 4 doktora tezi olusturmaktadir. Arastirmanin ölçütleri olarak (i) izinli olmasi, (ii) 2025 yili 14 Mart itibariyle yayimlanmis olmasi, (iii) tez basliginda “Kurum Kültürü” geçmesi, (iv) “Egitim ve Ögretim” konulu olmasi olarak belirlenmistir. Verilerin toplanmasinda doküman analizi teknigi kullanilmistir. Arastirmanin verilerinin incelenmesi arastirmaci tarafindan olusturulan “Lisansüstü Çalismalarina Yönelik Inceleme Formu” ile gerçeklestirilmistir. Veri kaynagi olarak belirlenen her bir yüksek lisans ve doktora çalismasi inceleme formunda yer alan alt basliklara göre incelenmistir. Verilerin analizinde betimsel içerik analizi kullanilmistir. Arastirmanin incelenmesi sürecinde her bir doktora ve yüksek lisans çalismasi üç farkli arastirmaci tarafindan analiz edilmis, analizler arasinda karsilastirmalar yapilmis ve farkliliklari gidermek için kodlayicilar bir araya gelerek oy birligi esasina göre verilere son seklini vermistir. Elde edilen bulgularda, egitim kurumlarinda kurum kültürünün gelistirilmesine yönelik lisansüstü çalismalarin çogunlukla yüksek lisans düzeyinde ve devlet üniversitelerinde yogunlastigi görülmektedir. Genel olarak 2013 yilinda ilgili alana yönelim olsa da sonraki yillarda azalma oldugu fakat son yillarda yeniden egilimin arttigi görülmüstür. Genel olarak bakildiginda, kurum kültürü konusunun egitim arastirmalarinda disiplinlerarasi bir yaklasimla ele alindigi ve özellikle okul içi uygulamalarla yakindan iliskilendirildigi söylenebilir. Bu çesitlilik, egitim kurumlarinda kültürel yapinin yalnizca bir örgüt unsuru degil, ayni zamanda bir kimlik, liderlik ve davranis biçimi üreten dinamik bir sistem oldugunu göstermektedir. |
|
|